Markanız Sınırları Aşıyorsa, Koruması da Aşmalı
Yıllarca emek verdiğiniz markanız Türkiye'de tescilli olabilir; ama bu, onun Almanya'da, İngiltere'de ya da Çin'de korunduğu anlamına gelmez. Sınai mülkiyet hukukunun temel kuralı gereği, Türkiye'deki tesciliniz yalnızca Türkiye sınırları içinde geçerlidir.
Bunun pratikteki anlamı çok nettir: İhracat yaptığınız bir ülkede markanız başka bir firma adına tescilliyse, kendi markanızı kullanırken hukuken taklitçi durumuna düşebilir, hatta o pazarda markanızı hiç kullanamaz hâle gelebilirsiniz.
Globalleşen ve rekabetin her gün kızıştığı bir dünyada, yalnızca Türkiye'de korunan bir marka artık yeterli değildir.
İyi haber şu: doğru adımı doğru zamanda atarsanız, markanız her hedef pazarda tıpkı Türkiye'deki gibi güçlü bir güvenceye kavuşur. Bu yolda ne yapılmasını bilen bir ekiple çalışmak, işin en kolay kısmıdır.
Yurtdışı Marka Tescilinin Size Kazandırdıkları
Yurtdışı marka tescili bir masraf değil, markanızın geleceğine yapılan bir yatırımdır. İşte size kazandırdıkları:
Türkiye'de tanınan markaların, özellikle Almanya, Fransa ve Belçika gibi ülkelerde kötü niyetli kişilerce tescil ettirildiğine sıkça rastlanır. En doğrusu, o ülkeye girmeden önce markayı sizin adınıza tescillemektir.
Birçok ülkede mal ve hizmet satışı için marka tescili gümrük mevzuatı gereği zorunlu ya da avantajlıdır. Tescilsiz ürünler gümrükte takılabilir.
Hedef pazarda ortaya çıkacak taklitlere karşı dava açma hakkını yalnızca tescil size verir.
O ülkede daha önce tescillenmiş benzer markaların getireceği kısıtlama ve yaptırımlardan kurtulursunuz.
Tesadüfi marka benzerlikleri nedeniyle aleyhinize açılacak ihlal ve tazminat davalarını büyük ölçüde engeller.
Uluslararası tescil; markanızı lisanslanabilir, devredilebilir ve global ölçekte değer taşıyan bir varlığa dönüştürür.
Yurtdışı marka tescili masrafları için sağlanan devlet teşviklerinden faydalanabilirsiniz.
Yurtiçinde elde ettiğiniz marka mülkiyet hakkını yurtdışında da elde edersiniz.
Markanızı Her Pazarda Güvende Tutmak
Kısacası amaç bellidir: faaliyet gösterdiğiniz ya da göstermeyi planladığınız her ülkede markanızı güçlü bir hukuki güvenceye kavuşturmak.
Karşılığında elde ettiğiniz ise global pazarda güvenle büyümek, markanızı bir ihracat ve gelir kaynağına çevirmek ve emeğinizi taklit ile gasptan korumaktır.
Neden Usta Patent & Eltutan Hukuk?
Yurtdışı marka tescili, kulağa karmaşık gelen bir alandır: her ülkenin kendi kuralları, farklı diller, resmi harçlar ve kimi zaman yabancı vekillerle koordinasyon gerekir. İşte tam da bu yüzden bu yola tek başınıza çıkmamalısınız.
10.000'i aşkın referansın verdiği tecrübeyle, hangi ülkede hangi yolun doğru olduğunu biliyoruz.
Başvurunuz sıradan bir işlem olarak değil, hukuki bir dosya titizliğiyle yürütülür.
Hedef ülkelerinizi ve bütçenizi değerlendirir; Madrid, EUTM ya da ülkesel başvurudan hangisinin en verimli olduğunu birlikte kararlaştırırız.
Gerektiğinde ilgili ülkenin yerel vekilleriyle çalışma, itiraz ve savunma süreçlerini sizin adınıza yönetiriz.
Başvurudan tescile kadar her aşamada yanınızdayız; siz işinize odaklanırsınız. Markanızı yurtdışına taşırken "acaba doğru mu yapıyorum?" diye düşünmenize gerek kalmaz.
Hangi Yöntem Size Uygun? Birlikte Karar Verelim
Markanızı yurtdışında korumanın birden fazla yolu vardır ve en doğru seçim, hedeflediğiniz ülkelere göre değişir. Teknik detaylarla sizi yormadan, kısaca:
Madrid Protokolü
Tek başvuruyla 130'dan fazla ülke arasından seçim yapabileceğiniz, en ekonomik yol. Türkiye tam üye olduğu için başvuru TÜRKPATENT üzerinden yapılır.
AB Markası (EUTM)
Tek başvuruyla 27 AB üyesi ülkenin tamamında koruma. (İngiltere, Brexit sonrası ayrı tescil gerektirir.)
Ülkesel Başvuru
Madrid ve bölgesel sistemlere dâhil olmayan ülkeler için doğrudan o ülkede başvuru.
Hangisinin sizin için doğru olduğunu bir telefonla netleştirebiliriz, gerisini biz hallederiz.
Markanızı Sınırların Ötesine Taşıyalım
Markanızın hangi ülkelerde, hangi yöntemle korunması gerektiğini konuşmak için bize ulaşın. Değerlendirmenizi hemen birlikte yapalım.